Kıbrıs’da Gezilecek Tarihi Yerler

“GAZİMAĞUSA’NIN TARİHİ”

 

“GAZİMAĞUSA'NIN TARİHİ”
Geçmişten günümüze gelen kültür miraslarımızı, gelecek kuşaklara aktarmak için hazırladığımız bu haftaki yazımız da Gazimağusa’nın tarihinin yanı sıra St. Nicolas Katedrali yani şimdiki adı ile Lala Mustafa Paşa Cami’sini ve Mağusa Medresesi’nin tarihteki yolculuğunu sizlere anlatmaya çalışacağız…

 

Murat Bodur

 

 

 

 

 

 

 

 

Geçmişten günümüze gelen kültür miraslarımızı, gelecek kuşaklara aktarmak için hazırladığımız bu haftaki yazımız da Gazimağusa’nın tarihinin yanı sıra St. Nicolas Katedrali yani şimdiki adı ile Lala Mustafa Paşa Cami’sini ve Mağusa Medresesi’nin tarihteki yolculuğunu sizlere anlatmaya çalışacağız…

Mağusa yüzyıllar boyunca değişik isimlerle anıldı hep. Kimi tarihlerde kentin “Arsione” adıyla İ.Ö III.yüzyılda “Ptolaimaios” adıyla anıldığı bilinir. Yüzyıllar boyunca değişik uygarlıklara ev sahipliği yapıp büyüyen ve gelişen Mağusa bu süre zarfında kumda saklı anlamına gelen “Amohostos” olarak değişirken Firenklerin diliyle “Famagusta” oldu. Haçlı Seferleri başladığında küçük limanla kalesi olan bir köydü Mağusa. 1211 yılında burayı ziyaret eden “William de Oldenburg”pek önemsizce berkitilmiş olduğunu yazmaktadır. 1291 de akka’nın düşüşüyle Kıbrıs Kralı II.Henri, Akka yöresinden göç edenlerin buraya yerleşmesine izin verince halkla birlikte tacirlerde gelir. Ardından kent zenginleşerek adını bütün Avrupa’da duyurur…

TAÇ GİYME TÖRENİNDE ÇIKAN KAVGA KENTE BÜYÜK ZARAR VERİR:

 Ancak 1372 yılına geldiğimizde Kral II. Pierre’nin taç giyme töreninde Venediklilerle Cenevizliler arasında kavga çıkar. Venedikliler birçok Cenevizli’nin evini yakıp yıkarlar. Bunun üzerine Ceneviz senatosu kenti almaya karar verir. 1374’de Mağusa kenti Cenevizlilerin eline geçer. 27 Kasım1394 yılında Mağusa’ya ayak basan Martoni, kentin 700 silahlı asker tarafından gece gündüz beklendiğini kalenin denize yakın olduğunu dört yanının da suyla doldurulduğunu yazmaktadır. 1425 yılına geldiğimizde Kölemen Hükümdarı Sultan Eşref Barsbay Tanrıverdi komutasındaki 50 gemiden oluşan Mısır donanması Kıbrıs kıyılarına gelir. Cenevizlilerin kentte çarpışacak yeterince askeri olmamasından dolayı kenti teslim ederler…

MAĞUSA 1974’TE GAZİMAĞUSA OLDU: 

Mağusa yüzyıllar boyunca değişik egemenliklerin boyunduruğu altına girdikten sonra 1571 yılında Osmanlı adaya gelir ve tam 307 yıl hüküm sürerken yanında adaleti ve barışı getirir. Ta ki adayı 1878 yılında İngilizlere kiraya verene kadar. Mağusa yüzyıllar boyunca savaşlarla depremlerle mücadele edip durdu ve maalesef kentin mimari zenginliği buna dayanamadı ve bir bir yok oldu. Kiliseler tarihi binalar medreseler surlar ardı ardına yıkıldı yıkılan binaların taşları Süveyş Kanalı’nın yapımında kullanılmak üzere İngilizler tarafından Mısır’a taşındı. Mağusa adı 1974 sonrasında çıkan yasa ile Gazimağusa olarak değiştirildi.

MAĞUSA MEDRESESİ’NDE OSMANLI İZLERİ 

Mağusa Medresesi, Namık Kemal Meydanı’nın doğusunda kesmetaştan yapılmış klasik Osmanlı yapısıdır. Yapı kare tasarlıdır üstü kubbe örtülü bir mekanla bu mekanın batısı ile güneyini l biçiminde kuşatan haç tonoslu iki galeriden oluşmuştur. Mağusa Medresesi, batı galerisinin dış cephesinde 1489’da Venedikliler tarafından gri granitten bütün halde Salamis’teki bir kamu binasından getirildikleri kesin olan iki sütün vardır. Eskiden bu sütunların üstünde Venedik armaları bulunurdu. Ortadaki iki payanda arasında batı galerisine üç basamakla açılan kenarlı bir açıklık olan bu galeriye ayrıca kuzeydeki istalaktik süslü kapıdan girilmektedir. güneydeki galerinin Lala Mustafa Paşa Camisi avlusuna bakan dış duvarında tepe pencereleriyle belirli aralıklarla yapılmış payanda duvarları vardır. Mağusa medrese binasının yapılış tarihi kesin olarak bilinmiyorsa da yapı biçimi mimari elementellerine bakıldığında tipik klasik Osmanlı yapısı olduğu görülmektedir.

ST. NİCOLAS KATEDRALİ 
St. Nicolas Katedrali, 1298-1312 yılları arası Lusignanlar tarafından yapılır. Kadetral St. Nicolas’a kutsanmış olup gotik biçimin çok güzel bir örneğidir. Geçmişte burada

Kıbrıs‘ın Luzinyan Kralları, Kudüs Kralları tacını giymekte Kudüs Kralı unvanını almaktaydı. 1298-1308 yıllarında Mağusa Piskoposu Guy D’ İbelin, katedralin yapımı için 70 bin bezant toplar. Aynı piskoposlukta düzenbaz olarak bilinen Antonio Saurano, piskoposluğa geçmek için her türlü dalavereyi çevirir ve sonunda muradına erer. Guy D’ibelin’nin yerine piskopos olmayı başarır. Ardından toplanan paranın 20 bin bezantını özel zevkleri için kullanır…Günümüzde şadırvanın bulunduğu yerde ambar olarak kullanılan iki oda vardır ki bunlardan yalnızca bir tanesi günümüze kadar gelebildi. Kemerli olan iki odanın piskoposluk desteğinde bir açık hava dil bilgisi okulu olduğu tarihçiler arasında söylenmekte. Bu odanın girişi iyi dekore edilmiş olup kuzey yönünde bir mermerle bu mermerin üstünde üç gül şekilli bir şevron görülmektedir.

SÜSLÜ OYMA TAŞLAR KATEDRALE İHTİŞAM KATIYOR:

 St. Nicolas Katedrali’nin batı kısmında üzerlerinde üçgen şeklinde gölgelikleri olan üç kapı bulunmaktadır. Kemerleri fevkalede oymalı taş süslüdür. Orta kapının üst kısmında ışıklandırıcı altı bölümü olan görkemli bir pencere vardır. Bu pencere ağ biçimindeki bir çerçeveliğe sahiptir. St.Nicolas Katedrali’nin altı aydınlatma penceresinin üzerinde daire biçiminde aydınlatmalık bulunmakta. Bunlar oval biçimde sonlanmaktadır. Ortadaki kapının sağı ile solunda yer alan kapıların üst kısmında aydınlatıcı birer pencere görülmektedir. Katedral duvarının güneyinde iki şapel bulunmakta olup yakınındaki güney kapısı fetih sonrasındaki yıllarda taşlarla örülerek kapatıldı. Yapının kuzey duvarının karşısında eskilerde başpiskoposluk sarayı olarak kullanılan binanın kalıntıları bulunmaktadır. Bu yöndeki küçük yapının ise bir zamanlar katedralde yapılan törenlerde kullanılan nesnelerin korunduğu yer olara bilinmekte…

KATEDRALDE İLK CUMA NAMAZI: Mağusa, Osmanlı tarafından 1571 yılında kuşatılırken şehir çok fazla top ve gülle atışına maruz kalır bunun neticesinde çoğu yapı isabet alır. bu yapılardan bir tanesi de St.Nicolas Katedrali’dir. Binanın bazı bölümleri o kadar çok isabet alır ki katedralin özgün yapısı değişir. Bir de buna 1735’deki depremleri eklersek bu binanın günümüze kadar gelmesini bile birer mucize olarak sayabiliriz. Fetih sonrası 17 Eylül 1571’de Lala Mustafa Paşa ile maiyetindekiler burada ilk cuma namazını kılarlar. Kıbrıs Beylerbeyi Sinan Paşa 1571 de St.Nicolas Katedrali’ni camiye çevirerek katedrale birde minare ekler. Dediğimiz gibi 1571’de adının fethi sırasında atılan top güllerinden hayli zarar gören katedral dökülen taşların tekrar işlenerek yapının gotik tarzını bozmadan dekore edildiğini bugün bile gözlemleye biliriz. 1928’de apsenin dıştaki zemininde önemli miktarda insan kemikleri bulunur. Bunların fetih sonrasında burada ölen ve daha sonra buraya gömülen Osmanlı askerleri olduğuna kanaat getirirler.

 Kazılar
1928’deki kazılardan sonra buradaki kemikleri ve iskeletleri surlar dışındaki Müslüman mezarlığına taşırlar. Caminin kadınlar kısmında Lusignan Kralı II.James ile yetim kalan oğlu III.James gömülüdür. Ayrıca yine camii içersinde 1365 yılında denize girdikten sonra zatürre olan ardından ölen Piskopos İtier De Nabinaux’un da mezarı vardır. St. Nicolas Katedrali, Mağusa Ayasofya’sı olarak da bilinmektedir.

YÜZYILLAR BOYUNCA TARİHE TANIKLIK EDEN NAMIK KEMAL MEYDANI: 
Lala Mustafa Paşa Camiisi’nin avlusunda Mithat Ömer Efendinin Türbesi ve ayrıca imamlık, katiplik, kavanmin meclis üyeliği yapan Mustafa Zühtü Efendi’nin de kabri bulunmakta. Mithat Ömer Efendi ve Mustafa Zühtü Efendi Türbesi, dört kemerli bir sisteme oturan kubbeli bir yapısı vardır. Kemer açıklarını kapatmak için yerleştirilen tek kapılı demir parmaklıkları olan tarihi bir türbedir. Kıbrıs’ta ender rastlanan cümbez ağaçlarının en yaşlısı olarak bilinir. Dallarının bir bölümü Namık Kemal Meydanı’na bir bölümü ise türbenin bulunduğu yöndedir. Namık Kemal Meydanı yüzyıllar boyunca tarihe tanıklık etmiş bir meydandır. Venedik Saray’ından arta kalanlar ise bu meydanın içinde bulunmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir